icon-home icon-comment icon-location icon-hamburger icon-personal icon-search icon-link icon-lock icon-unlock icon-mail icon-mail-open icon-like icon-liked icon-star icon-star-fill icon-down icon-up icon-left icon-right icon-arrow-down icon-arrow-up icon-arrow-left icon-arrow-right icon-slider icon-edit icon-delete icon-share icon-repeat icon-settings icon-download icon-telephone icon-plus icon-minus icon-external icon-cloud icon-cloud-download icon-check icon-close icon-calendar icon-calendar-add icon-flag icon-flag-solid icon-play icon-live icon-social-instagram icon-social-facebook icon-social-twitter icon-social-pinterest icon-social-youtube icon-social-whatsapp icon-glass

İyi Hissettiren Evler Dönemine Hoşgeldiniz

Hayatlarımızın odak noktasındaki evlere, hem doğanın tarafsız dokuları ve renkleriyle hem de çevreci hamlelerle ‘iyilik-sağlık’ aşılıyoruz.

  • 20 Ocak,2023
  • 2 dk okuma
  • Bu içerik 343 kişi tarafından okundu
  • Yorumlar (0)
PAYLAŞ

Evlerimizin altındaki toprağın yapısı veya binanın inşasında kullanılan malzemelerin sağlıklı olup olmadığı her gün aklımıza gelen detaylar değil, doğru. Veya etraftaki wi-fi yayınların salınımı, evin telefon direklerine, elektriklendirilmiş raylı sistemlere, yer altı sularına ve doldurulmuş alanlara olan uzaklığı... 

Hayatımızın % 80-90’ını evimizde geçirdiğimize göre bunlardan herhangi birisinin uzun süreli bombardımanına maruz kaldığımızda sağlığımızın ne kadar etkilendiği ise aslında hiç aklımızdan çıkarmamamız gereken bir konu. Romalı mimar Vitruvius’un mimarlık tezine göre -ki bugün bilinen en eski tezlerden birisidir- ev yapılmak için seçilen alanın öncelikle ‘sağlıklı’ olması gerekiyor. Günümüzde mimarlık hızla çevreci yapıların tasarımına doğru ilerlerken, bu teze de aynı hızla geri dönüyoruz.

Pozitif sağlık sunan ve iyi hissettiren evler

Pozitif sağlık sunan mekanlar yaratmayla ilgili Amerikalı mimar, tarihçi ve yazar Clare Sherriff’in kişisel deneyimine kulak verelim: ‘Birkaç yıl önce benim, eşimin ve köpeğimizde ufak tefek sağlık problemleri ortaya çıktı. Eşimin (tahlillerde kötü sonuç vermeyen) sürekli bir öksürüğü, köpeğimizin titreme nöbetleri ve benim de ilerleyen bir tiroid sorunum vardı. Sağlıklı bir yaşam tarzımız ve düzenli doktor kontrollerimiz olmasıyla birlikte alternatif tıp ile ilgilenen bir uzman bize büyük resme, yani çevremize bakmamızı önerdi. Ayrıca bana, yeryüzündeki enerjiler, dünyamızın manyetik olduğu, üzerindeki elektromanyetik alanların insanları nasıl etkilediği konularında, yaşadığımız yerde insanları olumsuz

olarak etkileyen herhangi bir faktör olup olmadığı konusunda uzman birine danışmamı önerdi. Şüphelenmiş ve kafam karışmış durumda önce evimizin mimari planlarını bu konuda çalışan bir uzmanla paylaştım, o da bana olası problem alanlarını gösterdi. 

Oturduğumuz bölgede, yer altındaki kireç tabakalarından çıkan sular Chiltern Hills nehrine doğru akmaktaydı. Tam mutfağımızın altına denk gelen ve kesişen iki büyük yeraltı kaynağı yüzünden normalin çok üzerinde su kaynaklı elektromanyetik salınım altında olduğumuz anlaşıldı. Bu alan daha sonra süzülerek yeryüzüne çıkmakta ve manyetizması bizleri etkilemekte idi.

Normalde hep mutfakta uyuyan köpeğimizin her yağmur başladığında neden arka bahçeye koşarak çıktığını ve gök gürlese bile mutfağa asla geri dönmediğini hiç anlamamış idim. Aslında dört ayaklı hayvanların elektromanyetik alanlara karşı daha hassas olduklarını biliyoruz. Elektromanyetiğin insanlarda herhangi bir hastalığa neden olduklarına dair somut bir bilgimiz yok ama çevremdeki pek çok bilim adamı, insanın uzun süreli etkiye maruz kalmasının sonuçlarını araştırmakta. Peki biz ne yaptık: Kendimize Almanya Bio Protective Services ürünü olan 28-4G Trafo aldık ve son üç yıldır onu kullanıyoruz, onun sayesinde evimiz bambaşka bir yer haline geldi. Düz bir kareden oluşan ve üzerinde bir pusula bulunan bu ünite evin merkezine yerleştiriliyor ve manyetiği kuzey yönüne bakıyor. Üreticisine göre cihaz negatif elektromanyetik radyasyonu nötralize ediyor. Bilimsel olarak bunun doğru olup olmadığını söylemeye yeterli olmadığım halde, kendi sağlığım ve evin hali konusunda çok radikal bir değişiklik hissettiğimi söylemeliyim.’

Sorunlar

Çevreciler, doğal olarak gelişen jeopolitik karışıklıkların veya dünyanın doğal elektromanyetik frekansını bozan her türlü oluşum üzerine (yani statik su bulunan veya doldurulmuş alanlar üzerine) inşaat yapılmasından kaçınılması gerektiğini söylüyorlar. Evlerdeki hava kirliliği ise bir diğer ana endişe kaynağı: Daha fazla enerji verimliliği ve sentetik maddeler kullanarak, daha çok yalıtılma yapılmış binalar üreterek, havalandırma sistemleri yok ediyor, kolayca dışarıya atılması mümkün olmayan daha fazla kimyasal maddeyi evlerimize sokmuş oluyoruz. Oysa eski binalar (belki ısı kaybı yaşamıyorlardı ama) daha fazla nefes alabilen malzemelerden inşa edildikleri için kimyasallar ve kirleticiler daha kolay ev dışına çıkabiliyordu.

‘Sağlıklı Evler için Reçete’ kitabının yazarı Amerikalı mimar Paula Baker-Laporte, A.B.D.’de kumaşlar, halılar veya inşaat malzemeleri için zorunlu sağlık deneyleri mecburiyetinin olmadığını, bunlardan salınacak kimyasalların zararlı salınım yönünden test edilmediklerini belirtmekte. İngiltere’de de durum aynı. Örneğin MDF üreticileri üre-formaldehit yapışkan kullanıyorlar ki bu da aslında çok bilinen bir zehir. Aslında formaldehit içermeyen ya da düşük düzeyde bulunduran MDF de üretiliyor, sadece daha sağlıklı evler için bu ürünleri bizlerin ısrarla talep etmesi gerekiyor. Bununla bitiyor mu sandınız?

Boyalardaki kurşun, kimyasal kokular, böcek ilaçları, ahşap koruyucuları, sigara ve duman tozu, köpük gibi sentetik döşeme malzemeleri ve kumaşlardaki alev geciktirici kaplamalar, evimizi daha sağlıklı kılmamıza engel bir dolu kimyasal...

Ve çözümler

Son zamanlarda mimarlar, sıkıştırılmış toprak gibi tarihte sıkça kullanılmış yöntemlere başvurmakta. Bu hem düşük maliyetli hem de çok iyi yalıtım sağlayan bir çözüm. Kimileri zeminde, çatıda ve iç duvarlarda sürdürülebilir bambu kullanılmakta.

Atelier Tekutu firmasından Japon mimar Yasuhiro Yamashita, kimyasal reaksiyon ile güçlü bir yapı malzemesi elde edebilmek için magnezyum oksit ilave edilmiş toprak tuğlalar kullandığını belirtiyor. Kendisi toprak kullanımının mimarinin gelecekteki anahtarı olduğuna inanmakta: ‘Bu sayede mükemmel ısı ve ses yalıtımı sağlıyoruz, üst seviyede nem kontrolü sunuyor ve en önemlisi, her yerde en uygun maliyet ile elde ediyoruz. Üstelik toprağın çevreye hiçbir zararı da bulunmuyor’ diye belirtiyor.

Çevreci diğer mimarların ‘atıkların tasarıma dönüşmesi’ yöntemlerinin de dünyanın gelecek gerçeklerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Buradaki temel amaç, atık üreten kirletici bir evden, hiçbir şeyin atık olarak kaybedilmediği bir ev sistemine yönelebilmek ve doğa ile barışmak. Tatlı su sistemleri, güneş enerjileri, çevreyi asla kirletmeyen malzemeler ile yakıt ya da gübre olarak tekrar kullanılabilen kanalizasyon atığı gibi sistemleri kullanmak, çok da uzaktaki idealist fikirler değil. Bunlar evinizin ve sizin sağlığınızı doğrudan etkileyen büyük fikirler. Biyolog Profesör Irv Konigsberg’in belirttiği gibi, ‘hücreler yaşadıkları ortama göre şekillenirler. Sağlıklı bir ortamda serpilip gelişirler’.

İşte olumlu sonuç için kolayca uygulayabileceğiz üç yol:

  • Kimyasalları temizleyin 

Kumaşlardan, halılara ve boyalara kadar, uçucu organik bileşenlerden evinizi temizleyin. Bu bileşenler, zaman içinde ‘hasta bina sendromu’ denilen ve baş ağrısı, yorgunluk, deride tahriş gibi bir dizi sendromla kendisini gösteriyor. Bunu önlemek için organik bileşen içermeyen boyaları ve kokusuz klor içermeyen temizlik malzemelerini kullanın. Fenol, yaygın ismiyle karbolik asit içeren dezenfekte edici malzemeleri ve hava temizleyicilerini hayatınızdan çıkarın. Duvardan duvara halı yerine kilim kullanın.

  • Havalandırın 

Her fırsatta pencerelerinizi açın. Bilimsel çalışmalar doğal olarak havalandırılan yapıların klima kullanılan yapılardan bizler için çok daha sağlıklı olduğunu gösteriyor. Kuru temizlemeden aldığınız giysilerinizi eve sokmadan önce birkaç saat dışarda havalandırın (çünkü leke çıkarmak için perkloroetilen kullanıyorlar). Evde ayakkabı ile dolaşılmasına izin vermeyin, zira böcek ilaçları bahçeden ayakkabı altlarında seyahat ederek eve girerler. Son olarak yeni alınan mobilyaları yerlerine yerleştirmeden önce içerlerindeki kimyasalların çıkması için çok iyi havalandırın. Son olarak evinize bitkiler alın, bitkiler evdeki havayı filtre edip temizlerler.

  • Elektromanyetik duyarlılığınız olsun 

Sigorta kutularının ve elektrik sayaçlarının yanında uyumayın ve yatağınızın yanına elektrikli cihazlar monte etmeyin. Ev aletlerini gece mutlaka kapalı duruma getirin. Elektrik tadilatı yapılıyorsa, yarattıkları elektromanyetik alanın dışında kalmanız için prizleri yattığınız yerden uzağa monte ettirin. Uyuduğunuz ortamda cep telefonu, tablet ve bilgisayar hatta TV’li dahi olmasın.

PAYLAŞ
Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmadı.

Benzer İçerikler